YEŞİL BURSAM
Derneği

Başkanımız

Ana Menü

Bursa'da Medya Bağlantıları

bursahaber

Bursa Hakimiyet

olay

yeni dönem

Eko Haber

Meydan

Gemlik Körfez

medyaplatfoemu

Pusula

Hayat

Gündem 16

yenibursa.com

gazetebursa

Kent

gastebursa

Ekometre

haber16

ahmeteminyilmaz

meltem

lifeinbursa

Otoyol Omdusmanlık Oldu

Yeşil Bursam Derneği, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyol Projesini Türkiye Kamu Deneticiliği Kuruluna şikayet etti. Dernek Başkanı Muharrem Karabulut, ülkemizin en büyük kamu yatırımı olan ve yap-işlet-devret modeli ile yapımı gerçekleşen otoyol projesine karşı olmadıklarını ama, Orhangazi-/Susurluk arasındaki güzergah belirlenmesine karşı çıktıklarını söyledi.

Otoyol'un Bursa geçiş güzergahının ihale dosyasında olduğu gibi Uluabat Gölü'nün Güney istikameti olarak belirlenmesini istediklerini anlatan Karabulut, Kuzey istikametinin yol güzergahı olarak belirlenmesi halinde Bursa tarımının ve kamu yatırımlarının büyük zarar göreceğini açıkladı.

Otoyol güzergahının Bursa'ya etkileriyle ilgili olarak akademik odaların da katılımlarıyla hazırladıkları raporu ilgili bakanlıklara gönderdiklerini ve bugüne kadar olumlu netice alamadıklarını ifade eden Karabulut; "yol medeniyettir., Yol, gelişme ve sağlıklı bir kentleşmenin göstergesidir. Ülkemizin en büyük yatırımı olan bu projede, halkın istekleri ve arzularının dikkate alınmasını arzu ediyoruz. Kişisel çıkar hesapları ve işi yapan şirketin hesaplarının bir kenara bırakılıp, toplumun ve kamunun çıkarlarının ön planda tutulmasını istiyoruz. Bu nedenle, Bursa'ya zarar verecek, tarım alanlarına zarar verecek, kamu zararına yol açacak olan bu güzergah belirlenmesinde ilgililerin tekrar gözden geçirip işlem yapmalarını arzu ediyoruz. Bursa'nın tarım açısından en verimli Karacabey ve Mustafakemalpaşa ovalarının yol güzergahı nedeniyle tahrip olmasına vicdanlarımız razı olmuyor. Bu yolun geçmesini arzu ediyoruz. Ama, yolun geçebileceği Güney Güzergahı varken, kuzey güzergahında ısrar edilmesini kabullenemiyoruz. Kaldı ki, güney güzergahından vaz geçilmesine bahane olarak gösterilen sulak alanların korunması ve Ramsar sözleşmesine ilişkin koruma alanları kuzey güzergahı istikametinde de vardır. Bunun yanı sıra, sel taşkın alanları da güzergah tespit edilirken dikkate alınmamış. Başta Yeşil Bursam Derneği olarak Bursa'daki yerel yönetimler ve akademik odalar dahil pek çok kurum ve kuruluş bu güzergaha karşıdır. Bizler de konunun Ombudsman olarak isimlendirilen Kamu Deneticiliği Kuruluna şikayet ettik. Bu kurulun başkanı olan sayın Nihat Ömeroğlu, Bursa'yı yakından tanımaktadır. Öyle ümit ediyoruz ki, hem ülkemiz hem de Bursa açısından çok önemli olan bu konuda yapılacak olan hataların önlenmesini sağlarız. Böylesine önemli bir projenin çevreye ve tarıma zarar vermesine gönlümüz razı olmuyor" diye konuştu.

 

Karabulut, Otoyolla ilgili endişeleri ve alternatif güzergah ile ilgili çalışmalarını şöyle açıkladı.

İstanbul-İzmir Otoyolunun Bursa-Susurluk arası Sözde Yeni Güzergâh ile Vazgeçilen Orijinal Güzergâh Kıyaslama ve Önerileri

1. Ramsar Sözleşmesi ile koruma altında bulunan Uluabat Gölü güneyinden geçecek olan otoyol orijinal güzergahından vazgeçilme sebebi; Ramsar Koruma Havzası içinden geçerek kirliliğe yol açacağı ve üremekte olan canlı türlerini yok edeceği iken Sözde Yeni Güzergah, hakim kuzey rüzgarları ile gölü daha çok kirletecek ve canlı türlerini yok edecektir. Çünkü; göl güneyinden geçen orijinal güzergah gölü 10 km paralel geçerken yeni güzergah 33 km paralel geçmektedir. Bu nedenle kuzey geçiş güzergâhındaki arazi eğimi ve bakısı sebebiyle oluşan kirli hava Uluabat Gölü'nün hem su havzasını hem de havasını kirletecektir.

 

2. Sözde Yeni Güzergâh özellikle Karacabey Harmanlı Köyü'nden itibaren Bandırma Bağlantı Kavşağına kadar birinci sınıf tarım topraklarında geçmektedir. Bu arada kalan birinci sınıf tarım topraklarından 4 000 000 metre karesi yol altında kalarak yok olacaktır. Bu yok olan toprakların haricinde otoyol kenarında kalan verimli tarım topraklarından 15 000 000 metre karesinde yetiştirilecek ürünler yenilemez ve ihraç edilemez olarak etkilenecektir. Görülüyor ki Uluabat Gölü orijinal güzergahı güneye doğru ötelenerek canlıların etkilenmesi önlenebilecekken sözde yeni güzergah canlıları yine etkilemesinin yanında insan yaşamını da koruma dışı bırakmaktadır. Bu bölgedeki yüz binlerce insanın geçim kaynağı yok olacak, yiyeceği de tehlikeyle karşı karşıya kalacaktır.

 

3. Uluabat Gölü güneyinden geçecek olan güzergah (projede orijinal olarak adlandırılan güzergah), en fazla 500 metre ile 1000 metre daha güneye ötelenerek Ramsar koruma alanı dışına çıkarılabilecek ve kirliliği çok azaltacakken sözde yeni güzergah Uluabat Gölü'nü kirlettikten sonra bir diğer Ramsar koruma alanı olan Manyas Gölü'nü (Kuş Cenneti) kirletecek ve kuşların göç yolunu etkileyecektir.

 

4. Karacabey ve Mustafakemalpaşa arazilerinde yapılan toplulaştırma çalışmalarından sonra bu bölgelerde yapılaşmaya kesinlikle izin verilmezken sözde otoyol yeni güzergâhı tamamen toplulaştırılan tarım arazilerinden geçmektedir. Bu birinci sınıf toprakların yok olması demektir.

 

5. Toplulaştırma çerçevesinde ve toplulaştırma öncesi DSİ tarafından bu bölgede yapılan sanat yapıları (sulama kanalları, kapalı vana sistemleri, bakım yolları, ishale hatları, drenaj kanalları) yok olacak ve bütün masraflar boşa gidecektir.

 

6. Sözde yeni güzergah, 1964 depreminde tek katlı evlerinin dahi toprağa gömülerek yok olan ve yeri değiştirilen Eski Gönü Köyü'nün üzerinden geçmektedir. Gönü köyü sıvılaşmanın en yoğun yaşandığı bölge olduğuna göre buradan geçecek otoyolun geleceği ne olacaktır? 156. ve 157. Km ler arasındaki Gönü Köyünden hariç, 137. Kilometreden 165. Km ye kadar ve 169. Km den 175. Km ye kadar olan güzergâh birinci sınıf tarım arazisi olup sıvılaşmanın da en yoğun olduğu diğer alanlardandır. Bu yapıya sahip zeminde otoyol yapım ve işletme maliyetleri hesaplanmış mıdır?

 

7. Sözde yeni güzergahın dolgu malzemesi için halihazırdaki taş ocaklarına ilave olarak açılacağı projede belirtilen sekiz adet yeni taş ocağı orijinal güzergahtaki dağlık alanı parçalayacak ikinci bir masraf ve çevre kirliliği yaratacaktır. Tarım alanlarını yok ederek ve sağlıksız bir zemine dolgu ile yapılacak bu otoyol yerine taş ocaklarının açılacağı orijinal güzergaha sağlam bir yol yapmak daha mantıklı ve rantabl değil midir?

 

8. Durumbey Çiftliği batısından geçen yol güzergahı derenin taşkın alanından geçmektedir.

 

9. Sözde yeni güzergah, orijinal güzergaha göre daha çok sayıda köyün tarım topraklarını parçalayarak geçmektedir. Bu nedenle, köylülerin arazi ulaşımını engelleyecek ve uzatacaktır. Köylüler daha çok yol kat ederek daha çok yakıt harcayacak, daha çok iş gücü ve zaman kaybına uğrayacaktır. Organik tarıma elverişli bu bölge otoyol geçişinden sonra bu özelliğini kaybedecektir.  Üretilen tarım ürünlerinin ihracatından söz etmek bir yana sağlıklı tüketimden bile söz edilemeyecektir.

 

10. Yakın tarihte yaşadığımız Karadeniz Sahil Otobanının neden olduğu su baskınları ve can kayıplarının en az birkaç katı bu bölgede yaşanacaktır. Çünkü bu yol, Kocaçay ve Susurluk çaylarını keserek geçmekte, dere seviyesinin tarım arazilerinden daha yüksek olması nedeniyle zaten normal şartlarda bir yağmurla arazinin göle dönüştüğü topraklardan geçmektedir. 

 

11. Sözde yeni güzergah, Uluabat Gölü güneyinden geçecek orijinal güzergahtan 8 km daha uzundur. Güzergah değişikliği ile Marmara Birlik- Fadıllı arasındaki eski güzergaha yapılmış hazır 5 km otoyol da boşa yapılmış olmaktadır. Fazla yol ve boşa yapılmış olan yol düşünüldüğünde bu yolların yatırım ve işletme bedelleri, uzayan yol sebebi ile taşıtların tüketecekleri fazla petrol masrafları, cari açıklar ve kamu zararı göz ardı edilemez.

 

        Dünya üzerinde milyonlarca insanın gıda kıtlığı ve açlık yüzünden  ölümle karşı karşıya olduğu bu yüzyılda, dünyanın karnını doyurmakta olan bu eşi bulunmaz tarım topraklarının heba edilmesinin mantıklı bir açıklaması var mıdır?

       

        Sakıncalarını saydığımız ve dikkatinize sunduğumuz bu gerekçelerden dolayı sözde yeni otoyol güzergahının, Ramsar Koruma Alanı dışına ötelenmiş orijinal güney güzergahına alınmasının zorunluluğu tartışılmazdır.